Faruk Yavuz Yazdı “Bir Şehir Tanıtıldı Denildi Ama Şehir Yoktu”

Ağrı adına düzenlenen ve “Ağrı Tanıtım Günleri” adı verilen organizasyonun ardından geriye ne kaldı diye dönüp baktığımızda; ne güçlü bir ses, ne etkili bir tanıtım ne de şehir adına ortaya konulan ortak bir vizyon görebiliyoruz. Ne yazık ki büyük umutlarla sunulan bu organizasyon, Ağrı’nın değerlerini tanıtmak yerine, eksiklikleri ve plansızlığı gözler önüne seren bir tabloya dönüşmüştür.
Daha önce de bu köşede dile getirdiğimiz gibi, Ağrı’yı temsil ettiğini iddia eden bazı yapıların, şehrin gerçek dinamiklerini yok sayarak hareket etmesi artık ciddi bir sorun haline gelmiştir. Çünkü bir şehrin tanıtımı; birkaç kişinin kendi çevresiyle yaptığı göstermelik organizasyonlarla değil, o şehrin tüm paydaşlarının ortak aklıyla yapılır.
Bugün Ağrı’nın en büyük problemi yalnızca tanıtılamamak değildir. Asıl problem, Ağrı adına konuşanların, Ağrı’yı gerçekten dinlememesidir.
İlçelerde yıllardır emek veren STK’lar, yerel basın kuruluşları, gazeteciler, kanaat önderleri ve toplumun farklı kesimleri bu sürecin dışında bırakılmıştır. Ne bir istişare yapılmış, ne ortak bir masa kurulmuş ne de “Bu şehri en doğru nasıl anlatabiliriz?” sorusu sorulmuştur. Tam tersine, Ağrı’nın yükünü taşıyan insanlar görmezden gelinmiş; organizasyon belli bir grubun kendi çevresel çıkarları ve kişisel hesapları doğrultusunda şekillenmiştir. Hal böyle olunca ortaya çıkan tablo da şaşırtıcı olmamıştır.
Ne ulusal basında güçlü bir etki oluşmuştur ne sosyal medyada beklenen yankı meydana gelmiştir ne de Ağrı’nın kültürü, turizmi, tarihi ve potansiyeli gerektiği gibi anlatılabilmiştir. Kısacası adı “tanıtım” olan bu organizasyon, Ağrı’yı tanıtamamıştır.
Oysa Ağrı; tarihiyle, kültürüyle, insanıyla, doğasıyla ve stratejik konumuyla Doğu Anadolu’nun en önemli şehirlerinden biridir. Böyle bir şehir, dar çevrelerin insafına bırakılacak kadar değersiz değildir. Ağrı’nın tanıtımı, kişisel vitrin çalışması değil; toplumsal sorumluluk meselesidir.
En acı olan ise şudur: Bu organizasyonlarda yine Ağrı konuşulmuş ama Ağrılılar dinlenmemiştir.
Yerel basını yok sayan hiçbir organizasyon başarılı olamaz. Çünkü yerel basın, o şehrin hafızasıdır. İlçelerde halkın nabzını tutan, sorunları dile getiren, değerleri yaşatan insanları dışlayarak yapılan hiçbir çalışma samimi değildir. Bugün birçok gazeteci ve STK temsilcisi kendisini sadece dışlanmış değil, aynı zamanda değersiz hissetmektedir.
Şehirler reklamla değil, aidiyetle büyür. Aidiyet ise ancak ortak akıl, şeffaflık ve kapsayıcılıkla oluşur. Eğer gerçekten Ağrı’yı tanıtmak istiyorsanız; önce Ağrı’nın sesine kulak vereceksiniz.
İlçeleri yok saymayacaksınız. Yerel basını görmezden gelmeyeceksiniz. STK’ları yalnızca fotoğraf karesinde değil, karar mekanizmasında da göreceksiniz. Aksi halde yapılan her organizasyon birkaç gün konuşulur, ardından sessizce unutulur.
Tıpkı bugün olduğu gibi…
Ve ne yazık ki geriye sadece şu cümle kalır: “Ağrı adına yapıldı denildi ama Ağrı yine anlatılamadı.”
















