Dolar 44,8573
Euro 52,8184
Altın 6.966,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ağrı 12°C
Hafif Yağmurlu
Ağrı
12°C
Hafif Yağmurlu
Pts 11°C
Sal 11°C
Çar 14°C
Per 13°C

Tribünlerdeki Nefret Toplumdaki Yarayı Derinleştirir

Tribünlerdeki Nefret Toplumdaki Yarayı Derinleştirir
REKLAM ALANI
19 Aralık 2025 10:29

Somaspor ile Bursaspor arasında oynanan futbol karşılaşmasında tribünlerden yükselen ve Kürt siyasetçi Leyla Zana’yı hedef alan küfürlü tezahüratlar, yalnızca bir spor müsabakasında yaşanan sıradan bir taşkınlık olarak görülemez. Bu olay, çok daha derin bir sorunun; nefret dilinin, ötekileştirmenin ve vicdan yoksunluğunun açık bir yansımasıdır.

Her şeyden önce şunu açıkça ifade etmek gerekir: Leyla Zana, siyasi kimliğinin ötesinde bir annedir, torun sahibidir ve bu ülkenin bir insanıdır. Yıllar boyunca inişli çıkışlı bir siyasi hayat yaşamış olabilir; beğenilir ya da eleştirilir, bu demokratik bir haktır. Ancak özellikle son yıllarda daha ılımlı ve yapıcı bir çizgide durmaya özen gösteren bir isme yönelik bu tarz küfürlü ve aşağılayıcı söylemler, ne eleştiridir ne de ifade özgürlüğü… Bu, düpedüz insanlık onuruna saldırıdır.

Aslında mesele yalnızca Leyla Zana meselesi de değildir. Bugün ona yapılan, yarın bir başkasına yapılır. Kim olursa olsun, hangi görüşü savunursa savunsun, hangi kimliğe ait olursa olsun; cinsiyet ayırmaksızın hiçbir insan küfürlü tezahüratlarla hedef alınamaz. Bu tutum ne cesarettir ne de taraftarlıktır. Bu, açık bir ahlaki çöküştür.

Spor sahaları rekabetin, mücadelenin ve heyecanın yaşandığı alanlardır. Ancak aynı zamanda centilmenliğin, kardeşliğin ve birlikte yaşama kültürünün de mekânıdır. Tribünleri nefretin, kin kusmanın ve siyasi hesaplaşmaların arenasına dönüştürmek, spora da topluma da yapılmış büyük bir haksızlıktır.

Daha da kaygı verici olan ise, ülkenin görece daha olumlu bir atmosfere girdiği, diyalog kapılarının yeniden aralandığı ve sürecin ucunda bir ışığın göründüğü bir dönemde bu tür provokatif davranışların ortaya çıkmasıdır. Toplumsal barışın konuşulduğu, umutların yeşermeye başladığı bir süreçte atılan bu adımlar tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır. Bu tür davranışlar sadece kişilere değil, ülkenin geleceğine ve ortak yaşam iradesine de yapılmış bir ihanettir.

Küfürle güç gösterisi yapılmaz, hakaretle üstünlük kurulmaz. Nefret dili sahibini yüceltmez; aksine küçültür. Bugün tribünlerden yükselen bu çirkin seslere sessiz kalmak, yarın çok daha büyük toplumsal sorunların önünü açmak anlamına gelir. Çünkü sessizlik, çoğu zaman en tehlikeli onaydır.

Bu nedenle sporun birleştirici ruhunu kirleten, toplumu ayrıştıran ve nefret diliyle beslenen bu anlayışa karşı herkesin sorumluluk alması gerekir. Kulüplerin, spor yöneticilerinin, federasyonların ve en önemlisi de kamuoyunun bu tür çirkinliklere karşı net ve tavizsiz bir duruş sergilemesi şarttır. Aksi halde bugün tribünlerde yankılanan nefret, yarın sokaklara, öbür gün ise toplumsal hayata sirayet eder.

Unutmayalım; küfürle beslenen bir dil barış üretemez, nefretle kurulan cümleler ortak bir gelecek inşa edemez. Bu ülkenin ihtiyacı daha fazla öfke değil; daha fazla akıl, daha fazla vicdan ve daha fazla sağduyudur.

Spor sahaları kin kusulan alanlar değil, insanlığın kazandığı yerler olmalıdır.

Faruk Yavuz

Patnos Gazeteciler Cemiyeti Başkanı

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.