Gazeteci Murat Ülker Yazdı “Yarım Kalan Hayatlar”

Değerli okurlarım,
Bu satırları yazmak hiç bu kadar ağır olmamıştı… Bazı haberler vardır; sadece okunmaz, insanın içine çöker. Bir süre sonra unutulacak sanırsınız ama unutulmaz… Çünkü geride kalan acı, her gün yeniden hatırlatır kendini. Geçtiğimiz günlerde yine bir can, yine bir baba, yine bir umut ekmek uğruna aramızdan koparıldı. Ve ne yazık ki bu ilk değil…
Bu topraklarda yıllardır “baba mesleği” diye anılan elektrik işi, nesilden nesile aktarılan bir geçim kapısı oldu. Ustalar yetiştirdi, evler geçindirdi… Ama aynı zamanda nice ocağı da söndürdü. Değirmendüzü köyünden çıkan nice genç, daha hayatının baharındayken bu mesleğin görünmeyen yüzüyle tanıştı. Kimi daha yeni evlenmişti… Düğününün üzerinden aylar geçmemişti. Evine aldığı eşyaların kokusu hâlâ yeniydi. Kimi ise çocuk sahibi olmanın hayalini kuruyordu. Ama bir an… Sadece bir an… Ve her şey yarım kaldı.
Bir gelin düşünün… Daha kınasının rengi solmamışken sessizliğe bürünen bir evde yaşamayı öğrenmek zorunda kalan… Bir çocuk düşünün; babasının elini tutamadan, mezar taşına sarılmak zorunda kalan… Bir anne ve baba düşünün; evlatlarını toprağa verirken içlerinden kopan o sessiz çığlığı… İşte bu meslek, sadece can almıyor; hayalleri, umutları, yarınları da alıp götürüyor.
Her defasında aynı cümle kuruluyor: “Kader…”
Evet, kader vardır… Ama ihmali görmezden gelerek kader demek, acıyı azaltmaz. Eksik önlemler, yetersiz ekipmanlar, denetimsizlik… Bunlar kader değildir. Bunlar, göz göre göre gelen kayıpların sessiz sebepleridir.
Geçtiğimiz günlerde Antalya’da elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden Cebrail Çiçek de bu acı zincirin son halkası oldu. Dört çocuk babasıydı… Ama ardında sadece çocuklarını değil, yarım kalan bir hayatın tüm yükünü bıraktı. Onun yokluğu, bir ailenin omuzlarına ağır bir sessizlik olarak çöktü.
Cebrail Çiçek, Bilecik’te toprağa verildi. Taziyesi ise memleketi Ağrı Patnos Değirmendüzü Köyü’nde kabul edildi. Ama aslında o acı, sadece bir köyde değil; bu kaderi paylaşan herkesin yüreğinde yankılandı.
Bugün hâlâ aynı köyde gençler aynı işe giriyor. Aynı direklere çıkıyor, aynı tehlikeyle yüzleşiyor. Ve ne yazık ki aynı sona yürüyen hikâyeler yazılmaya devam ediyor.
Belki bir gün gerçekten önlem alınır… Belki bir gün “kader” demeden önce ihmaller sorgulanır… Ama o güne kadar değişmeyen bir gerçek var:
Yeni evlenen yuvalar sessizliğe bürünüyor…
Çocuklar babasız büyüyor…
Ve bazı hayatlar, daha başlamadan yarım kalıyor…
Bu vesileyle başta Cebrail Çiçek olmak üzere, ekmek uğruna hayatını kaybeden tüm emekçilere Allah’tan rahmet; geride kalan ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
















